19 Temmuz 2015 Pazar


1000 defa sÖyledim sana oYnama aklından geçenlerle die..
Yok sen illaki... ...sonunda allak bullak ettin harfleri.. Hepsiyle oynayip firlattiin. Bircogu camlarini kirip uctular simdi.. Ellerinde kalanlara bak.. 1 cinAli bile etmeyecek harflerini tum gucunle egip bukmen falan... Bosyaziyorum. Gittikce daha tehlikeli oluyor bu hallerin.. Cok die birsey yok.yetismiyor harfler..anlatamıyorum sürekli 1 entry..ise yaramayacak.. bi'dakka Ama bu yılın son rakamini degistirirken HATIRLADIM birden.. Hersey cok guzel!! . Duzenli uyumlu yanii ahenkle dans ediyor etrafimda.. Harfler isil isil kayiyor birbiri ardina tum isiklı suzmeler.. Takip edemiyorum.. Cikis sadece bir parmak hareketi.. Sonrası buyuk yikim. Bastan baslamali.. Bu sefer basaracagim sagdan sola yukardan asagiya nereden zor gelirse oradan baslamaliyim.. Sadece harflerden olusan bu durum, beynin yavşaksı oyunlari.. Defalarca silip yeniden ortaya cikartarak tek basimiza oynamak.. Hepsi gecti bebegim.. Sadece bi oyundu hepsi.. Hic acimadi aslinda canin.. Sadece acidigini dusundun.. Bu oda bu camlar ve duvarlar ve disindaki hersey sadece avucundaki harfler.. Boz ve tekrar oyna.. İstersen bu sefer asagidan yukariya merdivenleri kullanma asansor calisiyor.. Hadi in asagiya.. İn ve nefes al bogulmadan once. . . 

19 Şubat 2014 Çarşamba

karalamalı taramalı yerli -malı

günlerden bir gün ben piç iken,

ne güzeldi dünya.

*

bir rüzgar gibi dağları tokatlayıp, aşındırırken
bulutlar kim olurdu ki keyfine göre gölge yapsın dı sevdiklerime...

*

bayılacak kadar uçmayı sevdiğim günlerden birinde
uçmaktan vazgeçmiştim
umursamadan süzülmeye devam ederken ben
şimşeklerimden biri düşüverdi yer yüzüne
ne bir görgü tanığı vardı
ne de artık mecalim uçmak dede

*

not1


3 Ekim 2012 Çarşamba

4 Mayıs 2010 Salı

bir osurup 1000 ah çektirmek

NEDEN? diye soruyorsan... sonuçlarına katlanmalısın..
------------------------------------------------------------otopsi-------------

buram buram kaynıyor bağırsaklarım bu gazla.
bana inanmayanların direklerini parçalamam kendi istekleri.
aslında kendi cümlelerinin farkında olmayanların direklere de ihtiyacı olmuyor.
olmayınca çok gülüyor, eğleniyoruz. n'olacaktı ki gülmeyip de
en fazla yerimizi değiştirirdik ama hasta da bizdik doktor da...
o yüzden koyverdik gittik meşin yuvarlak ağlara gol olduk durduk-durmadık yırttık ağları
tezahürat olup döndük başladığımız bu orta noktaya...


27 Mayıs 2008 Salı

dexter

BÖLÜM 1 - ayrıntı -

......
..tüm mesele suyu 60 derecede yakalamak. anında içilebilir kahve formülümün sırrı bu kadar basit değil tabii ki!. mesela kaşık; kupa ağzı ve sapı kadar ayrıntı içerir. karıştırmayı kısa tutarak aldığın o ilk yudumun tadını vermez sonrakiler...


BÖLÜM 2 - tanışma -

...
..kaynama noktasında samimi yaşamayan herkes düzülmeli dedi adam.
ya Plan o ne olacak.
ayrıntıları yaşayamıyorsan devamlı Plandan sapacak nedenlerle karşılaşırsın. Unutmaman gereken her zaman bir şansının olduğu.


BÖLÜM 3 - vazgeçiş -

...
..ne istediğini bilmeyen beyinlerin arayış çabası tüm bunlar. vahşi bir kısrağı dizginlemek kadar kolay olmayacağı kesin. devamlı bir deneme yanılma, deneme yeterli-yetersizlik çalışmasının bi parçası kapsamında her beynin pan-zehiri başka olmalı. Beyniminkini bulma aşamalarında vazgeçemeyeceğim hiç birşeyim kalmamalı diyerekmiydi, ne zaman başlamıştı tüm bunlar.. Müzik, alkol, sex, bilinen tüm uyarıcılar dozaşımında her varyasyonda mantık özü çalkalamalar yarım zamanlı iş hayatı ve her geceden yıllar sonra: kalmayan sadece merhamet.


Bölüm 4 - ölüm -

...
..kalite standartları beyniyle orantılı bu insanların. bazen bariz görünen biri olursun hayranlık uyandırır, bazen duyulan veya her ikisini de yapabilen bir çizgi tutturduğunda senin için ölebilecek bir ordu kurarsın, oynarsın.. Attığın kahkahalarla aldığın zevk beyin ölümünü sessizce gerçekleştirir. Mekanikleşen yaşam ve kurşun askerlerin ruhsuzluğu gerçeği kabul etmemek için savaşsa da dört duvar odanın dışındaki yaşam belirtilerini fark edemeyecek kadar geç kalmışsındır. Ölüm yakındır.



Bölüm 5 - ölümsüzlük -

...
.. Geldiğini duymamıştık. Dolap ve yatak arası bir minderde Ragıblaydık. Ragıbla çıktık odadan. Sonra rüyadaymışçasına geçti zaman.. bi ara üşüdük. sonra unuttuk. uyuduk. uyandık ama hala sabah olmamıştı.. unuttuk o gece herşeyi.. ve sonra; kıyametin koptuğunu ilan ettiysek te inanmadı kimse.. kıyamet koptu, dünya tersine döndüya artık ne yaşanırsa yaşansın toprak üstünde şaşırtamayacaktı biz ikimizi..
Afiyet bal şeker helal olsun sana.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

I WALK THE LINE

I WALK THE LINE - Johnny Cash


Yazının sonunda başlayan bu hikaye harika bir yaz'a iyi bir başlangıç bebeğim..


Düşünceleri saplantılarında taklaya gelen insanların rutin yaşamlarında bir konuydu '' hepsi ''..


Salya salya akan kelimeleri boşaldığım kondomu dolduracak kadar akıl etmezken konuya olan hakimiyet kat sayıları bibaşına bir baytar iğnesi eder..


Hayvanlık buya benzer özellikler hemen hemen heryerde karşımıza çıkıyor.


Mesela işporta davranışların tek hücreli beyin eserleri olduğunu biliyoruz..


Ve '' hepsi '' yazmak ve konuşmak ile yaşamak arasında yüzbinlerce hücre farkının ispatı..


-Şekerim biiz çook kuuuLLuuz.. masumiyet özelliklerimi her kullandığımda daha aptalca davrandığımı biliyorum..ama lütfen herkes hala beni düzmek istiyor olsun...


- Tüm kümeler ve s.kiş-sokuşların boşalmış beyinleri..





Tedavüldeki yerli yabancı tüm bozuk ve kağırt paralarla birlikte değerli sayılan ne varsa yok sayıyorum...


- ne yapsam olmaz


dediya şair


- kimyası bu yaşamın a.k.

30 Ocak 2008 Çarşamba

'Karanlık Şehir' Bünyamin Bayansal

http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=8773
......bir hayat alıntısı--
.
....ağaçların arasından koşarken dengesini kaybetti ve yüz üstü yere yığıldı. Toprağın işkence kokan keskin kokusunu ciğerlerine çekti. Öylece yerde yatıyor , uzaklardan gelen sesleri dinliyordu. Biraz önce duyduğundan çok farklıydı bu sesler. Tartışma gibiydi. Az sonra sesler iyice belirginleşti. “yapma , bırak ta boy vereyim” diyordu ağaç“hayır , senin beni parçalamana izin vermem” diye karşılık verdi toprak“canım yanıyor , sana yalvarıyorum beni bırak”“bunca zaman benden faydalandın ama artık buna izin veremem”“neden bana acı çektiriyorsun?” Ağacın sesi ağlamaklı geliyordu. Sonra biraz ötede akan suyun sesi duyuldu. Gücü seninin derinliklerinde gizliydi.“ey toprak sen dostum olan buluttan ne zaman böyle bir ihanet gördün”. Toprak yanıt veremedi. Su ekledi “sakın ola tabiatı bozma yoksa karşında beni bulursun , senin yerini koruyan ağaca da istediğini ver”.Tüm sesler kesilmişti. Toprak ağaca işkence etmekten vazgeçmiş onu serbest bırakmıştı. Şimdi asiliğinden pişmandı. Gece onu da hainlerin arasına karıştırmıştı. Duydukları adamın içini parçalamıştı. Düşünüyordu ; doğa bile kendi içinde bölünüyorsa insanların birbirlerine olan haince tutumları gayet normaldi. Adam yerinden doğrularak ayağa kalktı. Etraf yine sis ve dumana gömülmüştü. Şehirdeydi artık. Yorulmuştu. Ama yürümekten yada koşmaktan değil korkmaktan ve karanlığa ezilmekten yorulmuştu. Karanlık ve dumanın arasında bir süre daha yürüdü. Evini görüyordu artık. Sonunda o kurtuluşu değil ama kurtuluş onu buldu. Ulaşılması zor bir yerde görünmesine rağmen her adımda biraz daha yaklaşıyordu. Ve evine ulaştı…
“Adam sabah uyandığında , gördüğü rüya hakkında hiçbir şey hatırlamıyordu”. Ocak2013