2 Temmuz 2016 Cumartesi

öteki kim?

Hükumeti ve Devleti yönetenlerin
yeni Sivaslara
hazır olduğunun kanıtıdır;
Osman Gazi Köprü açılışı.




1 Temmuz 2016 Cuma

29 Haziran 2016 Çarşamba

Sol elimde pAnkart;

Sol elimde pAnkart; ÖLÜYORUM, TERÖRÜ DURDURUN yazmışım.
pahalı siyah botlarım ve siyah keten şortum üstünde kolları sıvanmış simsiyah gömleğim ile oldukça aklı başında ve şık bir soğuklukla duruyorum meydanda. 
boynuma çapraz asmışım çantamı. İçinde tiner, avucumda çakmak. Anlam arayan kalabalık içinden polislerin yaşama hakkıma saldırmak için geldiklerini görüyorum. 
Aklımda olmasın istediğim ölümü; Tiner edip üstüme dökmemle duraksayan polis başı, çakmağı görünce Ahmak tivisine oynuyor. 
Ben soruyorum; İtfaiye nerede? 
Gevşekliğinden itfaiyenin gelmeyeceğini anlayıp arıyorum 110'u:
-İsmim Ferman Tayyip Erdoğan. Taksim meydanındayım ve üstüme bolca tiner dökülmüş durumda. Bir elimde çakmak var ve polis etrafımı sarmış durumda. Çok gerginim. Elimdeki sigarayı yakmak istiyorum fakat tutuşmaktan korkuyorum. Tiner uçuşmadan gelmenizi istiyorum. Ayrıca buraya gelme süreniz olan 3 dakika sonunda yanmış olursam ve siz müdahalede geçikmiş olursanız, kaydı buluta yüklenmiş olan bu konuşma ışığında her türlü dava hakkımın saklı olduğuna sizi temin ederim.
Deyip tinere daldım baştan bi'daha. Burnumun direği acayip açık bir şekilde alıyordum her yaştan ölmüş insanların kokusunu, korkusunu.
Akıldan çıkmayan şahit olmalarla boğuşmak ne kadar sürdüyse artık İtfaiye gelmiş, koca bi'adam hortumunu yaşamıma tutmuştu. Biran aklıma herkesin elindeki götüne demek gelse de yanağımı içten ısırarak bozmuyorum durumu.
Güvenli bir oyun oynuyordum. Tabii ki ölüme dur derken ölmeyi istemiyordum. Olası zararlar pek tabii güzel bir hikayenin dövmesi olabilirdi.Fakat bu hikaye çok uzamıştı, fotoğraflar verilmişti ve son bir kare lazımdı.
Havaya sıçranıp süper kahraman inişi ile çakmak çakılsa ne harika olurdu. Bir anda ortamı saran ahmak kalabalık endişesi üstüne itfaiye er kişisinin açtığı musluktan kana kana içseydim mesela.. Off.. ne harika konuşuyor olurduk itfaiye gelmiş olsaydı...

8 Eylül 2015 Salı

donsuz kişot

Coğrafya ve Matematiğin eşsiz uyum sonucu
Dünyamızın yüzölçümü 510 milyar km2
Dört'te Üçü Su ve bize kalan 127 milyar km2
böldüğüm insan sayısı ben dahil 7.5 milyar kişi
Evrensel kanunlara ve bugünkü dünya rakamlarına göre;
Yaşadığım dünyanın 170 km2'lik alanı doğduğum andan itibaren Dünya'nın bana hoşgeldin hediyesi.
Ben, benden öncekilerin kendilerini yönetmesine izin verdiği o kararların ve kanunların hiçbirini bugün tanımıyorum VE YÖNETİM ŞEKLİNİZİ BEĞENMEDİĞİM için;
Dünya Yüzölçümünden 170 KM2 bana ait olan hakkımı GERİ İSTİYORUM.
Ve bu zamana kadar ırzına geçtiğiniz haklarım için SİZİ AF EDİYORUM.

19 Temmuz 2015 Pazar


1000 defa sÖyledim sana oYnama aklından geçenlerle die..
Yok sen illaki... ...bak, sonunda allak bullak ettin harfleri.. Hepsiyle oynadın, oynadın ve firlattın. şu avuçlarında kalanlara bak.. hala tüm gücünle eğip bükmen uğraşman falan... Boşa yazıyorum, gittikçe daha tehlikeli oluyor bu hallerin.. Cok diye birsey yok. yetismiyor harfler..anlatamıyorum deliricem... sürekli 1 entry..işe yaramayacak.. bi'dakka.. Ama bu yılın son rakamini degistirirken HATIRLAMIŞTIM birden.. Hersey cok guzel, düzenli uyumlu yanii ahenkle dans ediyordu etrafımda.. Harfler ışıldayarak kayiyor, birbiri ardina patlıyor, takip edemiyordum birbirinden afili cümleleri.. Cikis sadece bir parmak hareketi.. Sonra BOOM. Bastan baslamali.. Bu sefer basaracagim, sagdan sola yukardan asagiya nereden zor gelirse oradan baslamaliyim.. Sadece harflerden olusan bu durum, beynin yavşaksı oyunlari.. Defalarca silip yeniden ortaya cikartmak, tek basimiza oynamak.. Hepsi gecti bebegim.. Sadece bi oyundu bu, hic acimadi aslinda canin..
Bunlar hep laf. Bu oda bu camlar ve duvarlar ve disindaki her sey sadece avucundaki harfler.. Boz ve tekrar oyna.. İstersen bu sefer asagidan yukariya merdivenleri kullanma, asansor calisiyor.. Hadi in asagiya.. İn ve nefes al bogulmadan once. . . 

3 Ekim 2012 Çarşamba

4 Mayıs 2010 Salı

bir osurup 1000 ah çektirmek

NEDEN? diye soruyorsan... sonuçlarına katlanmalısın..
------------------------------------------------------------otopsi-------------

buram buram kaynıyor bağırsaklarım.
bana inanmayanların direklerini parçalamam kendi istekleri.
kendi cümlelerinin farkında olmayanların direklere de ihtiyacı olmuyor.
olmayınca çok gülüyor, eğleniyoruz. n'olacaktı ki gülmeyip de
en fazla yerimizi değiştirirdik ama hasta da bizdik doktor da...
o yüzden koyverdik gittik meşin yuvarlak ağlara gol olduk durduk-durmadık yırttık ağları
tezahürat olup döndük başlama vuruşuna.


27 Mayıs 2008 Salı

dexter

BÖLÜM 1 - ayrıntı -

......
..tüm mesele suyu 60 derecede yakalamak. anında içilebilir kahve formülümün sırrı bu kadar basit değil tabii ki!. mesela kaşık; kupa ağzı ve sapı kadar ayrıntı içerir. karıştırmayı kısa tutarak aldığın o ilk yudumun tadını vermez sonrakiler...


BÖLÜM 2 - tanışma -

...
..kaynama noktasında samimi yaşamayan herkes düzülmeli dedi adam.
ya Plan o ne olacak.
ayrıntıları yaşayamıyorsan devamlı Plandan sapacak nedenlerle karşılaşırsın. Unutmaman gereken her zaman bir şansının olduğu.


BÖLÜM 3 - vazgeçiş -

...
..ne istediğini bilmeyen beyinlerin çırpınışı tüm bunlar.  devamlı bir deneme yanılma, deneme yeterli-yetersizlik çarpışmasında her beynin pan-zehiri de başka olmalı. Beyniminkini bulma aşamalarında vazgeçemeyeceğim hiçbir şeyim kalmamalı diyerek miydi, ne zaman başlamıştı tüm bunlar.. Müzik, alkol, sex, bilinen tüm uyarıcılar dozaşımında her varyasyonda mantık özü çalkalamalar yarım zamanlı iş hayatı ve her geceden yıllar sonra: kalmayan sadece merhamet.


Bölüm 4 - ölüm -

...
..kalite standartları beyniyle orantılı bu insanların. bazen bariz görünen biri olursun hayranlık uyandırır, bazense duyulan. veya her ikisini de yapabilen bir çizgi tutturduğunda senin için ölebilecek bir ordu kurarsın, oynarsın. oynarsın.. Attığın kahkahalarla aldığın zevk, beyin ölümünü sessizce gerçekleştirir. Mekanikleşen yaşam ve kurşun askerlerin ruhsuzluğu gerçeği kabul etmemek için savaşsa da dört duvar odanın dışındaki yaşam belirtilerini fark edemeyecek kadar geç kalmışsındır. Ölüm yakındır.



Bölüm 5 - ölümsüzlük -

...
.. Geldiğini duymamıştık. Dolap ve yatak arası bir minderde Ragıblaydık. Sonra çıktık odadan. Sonra rüyadaymışçasına geçti zaman.. bi ara üşüdük. sonra unuttuk. uyuduk. uyandık  hala sabah olmamıştı.. unuttuk o gece her'şeyi.. ve sonra; kıyametin koptuğunu ilan ettiysek de inanmadı kimse.. kıyamet koptu, dünya tersine döndüya artık ne yaşanırsa yaşansın yeryüzünde şaşırtamayacaktı ikimizi..
Afiyet bal şeker helal olsun sana.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

I WALK THE LINE

I WALK THE LINE - Johnny Cash


Yazının sonunda başlayan bu hikaye harika bir yaz'a iyi bir başlangıç bebeğim..


Düşünceleri saplantılarında taklaya gelen insanların rutin yaşamlarında bir konuydu '' hepsi ''..


Salya salya akan kelimeleri boşaldığım kondomu dolduracak akıl etmezken konuya olan hakimiyet kat sayıları bi'başına bir baytar iğnesi eder..


Hayvanlık buya benzer özellikler hemen hemen heryerde karşımıza çıkıyor.


Mesela işporta davranışların tek hücreli beyin eserleri olduğunu biliyoruz..


Ve '' hepsi '' yazmak ve konuşmak ile yaşamak arasında yüz'binlerce hücre farkının ispatı..


-Şekerim biiz çook kuuuLLuuz.. masumiyet özelliklerimi her kullandığımda daha aptalca davrandığımı biliyorum..ama lütfen herkes hala beni düzmek istesin...


- Tüm kümeler ve sikiş-sokuşların boşalmış beyinleri..





Tedavüldeki yerli yabancı tüm bozuk ve kağıt paralarla birlikte değerli sayılan ne varsa yok sayıyorum...


- ne yapsam olmaz


dediya şair


- kimyası bu yaşamın a.k.

30 Ocak 2008 Çarşamba

'Karanlık Şehir' Bünyamin Bayansal

http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=8773
......bir hayat alıntısı--
.
....ağaçların arasından koşarken dengesini kaybetti ve yüz üstü yere yığıldı. Toprağın işkence kokan keskin kokusunu ciğerlerine çekti. Öylece yerde yatıyor , uzaklardan gelen sesleri dinliyordu. Biraz önce duyduğundan çok farklıydı bu sesler. Tartışma gibiydi. Az sonra sesler iyice belirginleşti. “yapma , bırak ta boy vereyim” diyordu ağaç“hayır , senin beni parçalamana izin vermem” diye karşılık verdi toprak“canım yanıyor , sana yalvarıyorum beni bırak”“bunca zaman benden faydalandın ama artık buna izin veremem”“neden bana acı çektiriyorsun?” Ağacın sesi ağlamaklı geliyordu. Sonra biraz ötede akan suyun sesi duyuldu. Gücü seninin derinliklerinde gizliydi.“ey toprak sen dostum olan buluttan ne zaman böyle bir ihanet gördün”. Toprak yanıt veremedi. Su ekledi “sakın ola tabiatı bozma yoksa karşında beni bulursun , senin yerini koruyan ağaca da istediğini ver”.Tüm sesler kesilmişti. Toprak ağaca işkence etmekten vazgeçmiş onu serbest bırakmıştı. Şimdi asiliğinden pişmandı. Gece onu da hainlerin arasına karıştırmıştı. Duydukları adamın içini parçalamıştı. Düşünüyordu ; doğa bile kendi içinde bölünüyorsa insanların birbirlerine olan haince tutumları gayet normaldi. Adam yerinden doğrularak ayağa kalktı. Etraf yine sis ve dumana gömülmüştü. Şehirdeydi artık. Yorulmuştu. Ama yürümekten yada koşmaktan değil korkmaktan ve karanlığa ezilmekten yorulmuştu. Karanlık ve dumanın arasında bir süre daha yürüdü. Evini görüyordu artık. Sonunda o kurtuluşu değil ama kurtuluş onu buldu. Ulaşılması zor bir yerde görünmesine rağmen her adımda biraz daha yaklaşıyordu. Ve evine ulaştı…
“Adam sabah uyandığında , gördüğü rüya hakkında hiçbir şey hatırlamıyordu”. Ocak2013